galatasaray cafe crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
galatasaray cafe crown etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2011 Cumartesi

Geri Dönüş (21 Yıl Sonra Gelen Final)


9 Aralık’ta yazdığım son yazı benim için buruk bir veda gibiydi adeta. Futbol takımımız ciddi anlamda ümit vermiyor, yönetimsel hatalar hepimizin canını sıkıyor ve ciddi anlamda bizleri karamsarlığa itiyordu. Kendi adıma da beş ay ne olduğu bilmediğim bir dünyaya gidiyordum ve türlü tatsız durumun beni bekliyor olabileceği olası idi.

Ama bugün her şey farklı. Vatan borcundan çok komutanların ego tatmin yeri olan askerlik benim için acısı ve tatlısı ile sona erdi. Kabuslar yaşadığımız, bitmesini dört gözle beklediğimiz sezon bitti ve daha da önemlisi Galatasaray artık emin ellerin yönetiminde.

Ünal Aysal yönetimi ve Fatih Terim’in tekrardan dönüşü ile ilgili olumlu birçok yazı elbet yazılmalı ve yazılacak bu satırlarda; ancak bugün için en önemli şey 21 yıl sonra gelen final…

Bu sene gururumuz olan Galatasaray Cafe Crown 21 yıl sonra finalde ve hedef artık şampiyonluk İşte bu yazıda da final öncesi basketbol takımımızın neler yapmasına dair analizler olacak.

Her ne kadar askerlik dolayısı ile çok yakından takip edemesem de şampiyonluk için bugüne kadarki performansımız ciddi anlamda umut verici. Kısa kısa analizlere başlayalım.


Final öncesi Rancik’in ameliyat olması bizim için ciddi handikap olacak. Uzun rotasyonu açısından Kaya, May, Lavrinoviç, Oğuz gibi uzunlara karşı rotasyona Rancik giremeyecek ve diğer uzunlarımızın faul problemine girdiği periyotlar bizim için çok zorlu geçecek. Sertaç da böyle bir finalde bir alternatif ne kadar olur soru işareti olduğundan bu dakikalarda 4 kısalı savunmamız alternatif bir yol olarak düşünülebilinir. Uzunlara potaya yakın yerlerde top aldırmayacak bir savunma bu handikabımızı ortadan kaldırabilir.

Johnson’ın performansı da maçların belirleyici faktörü olacak. Ömer ile savunulacak Johnson kimi maçlarda olduğu gibi dağılıp giderse final maçları bizim için çok zor geçer. Ancak Banvit serisinin son maçının ilk periyotundaki Johnson takımın en önemli hücum gücü olur ki bu diğer dış oyuncularımızı da oldukça rahatlatır.

Tutku, Shumpert, Ermal, Caner, Haluk, Andriç bu senenin flaş isimleri ve onların takıma verdiği katkı sene boyunca takımı bir adım öteye götürdü. Evren ve Shipp ise daha çok katkılar verebilir ki onlardan gelebilecek ekstra katkılar maçların skorlarına direk olumlu etkiler verir.

Rakibin sezonu bizden önde tamamlaması onlara saha avantajı verecek. Bunu tıpkı Banvit serisinde olduğu gibi ilk iki maçta alabileceğimiz en az bir galibiyet ile lehimize çevirebiliriz. Elbette ki rakip Banvit değil; ancak saha avantajını lehimize çevirmek bizim elimizde.


Sonuç olarak bizim ana karakterimiz olan savunma sertliği her maçın en az 35 dakikası devam etmeli. Çünkü savunma ciddi anlamda bizim karakterimiz ve olmazsa olmazımız. Güçlü savunmamızdan asla taviz vermemeliyiz ki bu da hücumlarımızı direk etkileyecektir. Bizim iç saha maçlarımızda arkamızda hissedeceğimiz taraftar desteği ilk iki maçta onlarında yanında olacak. Bu yüzden hakemlerin vereceği kararlar da çok önemli. Atmosferden etkilenen hakemler bayanların serisindeki gibi bizi negatif olarak etkilememeli. Bunun içinde yeni yönetim, hocamız ve Üstünberk bu işi gerekirse kuralına göre oynamalı.

Tüm bunların ışığında tüm oyuncularımıza sonsuz başarılar. Oktay Mahmudi ve basketbolcularımız bu sene bizi gerçekten çok mutlu etti. İnşallah da bu serinin ardından kalplerimize kazınacaklar!

17 Ekim 2010 Pazar

Galatasaray Cafe Crown 71 - 53 Erdemirspor(Göksenin-Rochestie-Haluk)



Ligin ilk maçı...Dolu tribünler...Kenarda koç olarak gerçek bir basketbol adamı...

Bu şartlarda başladı maç.Ve savunma yapan bir Galatasaray olacak mesajı ilk periyottan verildi.Belli bir dönemde geriye düşülsede kazanırken zevk veren bir Galatasaray Cafe Crown izledik bugün.Fark 17 sayıya çıktıktan sonra biraz düşüş yaşansa da maçın tamamında çok istekli bir savunma izlemek çok olumluydu.

Bu maç bu seneki takım kimliğininde nasıl olacağının göstergelerini verdi adeta.Savunmada çok istekli olacağımız,Taylor Rochestie'nin gününde olduğunda önemli bir üç sayı tehdidine sahip olacağımız,topu genelde içeriden oynamaya çalışacağımız bu maçla birlikte açık olarak ortaya çıktı.Hocanın Göksenin'e bolca şans vermesi de bu sene genç oyuncuların takıma gerçek anlamda katkı vereceğinin göstergesi idi.


Maç genel olarak olumlu geçti ama üç isim benim için çok özeldi.Göksenin harika bir oyun sergiledi ve gelecek için büyük umut verdi.Rochestie gerçek bir play-maker gibi savunma da çok gayretli oyununu önemli bir dış şut yüzdesi ile birlikte tamamlayarak 21 sayı kaydetti.Haluk rakibin oyunu kafa kafaya getirdiği maçın o kritik bölümlerinde çok önemli bir savunma katkısı sağladı ve bu takım için ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Bunlar ön plana çıkan oyunculardı.Ancak Luksa Andric bu iddialı kadroda daha iyi bir yabancı olamazmıydı dedirtti.Sezon boyunca onu bolca izleme şansımız olacak;ama Luksa özellikle dişli uzunları olan yabancılara karşı etki sağlamayacak gibi gözükmekte.Rancik ise en basit yaptıklarını yapamadı.Geçen seneki sistemde daha çok top alan Rancik ,bu sisteme tam anlamıyla ayak uyduramamış gibi.Umarım düzelir ve geçen sene hayran bırakan performansını tekrardan bizlere izlettirir.


Genel hatları ile güzel geçen maçta Evren'i tekrardan bu formayla izlemek,dolu tribünler görmek çok güzeldi.Maçın sonlarındaki küfürler ise o taraftara hiç yakışmadı.Futbolda yaşanan bir hadiseyi,basketbol salonuna çekmek sahadaki basketbolcuların emeğini de görmemek demek.Bundan sonra umarım böyle şeyler olmaz...

30 Eylül 2010 Perşembe

Galatasaray Cafe Crown 69 - 58 Spartak Saint Petersburg



Euro Cup maceramızın ilk maçı öncesi herkeste endişeler hakimdi.Yeni koç,yeni düzen ve sakatlıklar bu endişelerin oluşmasında temel etkenlerdi.Ancak maçtan önce Evren'in bu maçta oynayacak olması ve Shipp'in sakatlığının geçmesi kısacası tam kadro maça çıkacak olmamız maç motivasyonunu bir kat arttırdı.

Maç öncesi de başta resmi site olmak üzere bu maçın organizasyonun iyi yapılması ve hazırlık maçlarında alınan skorlar seyircinin maça gelmesini sağladı.İşte böyle şartlarda başlayan maç baştan sona üstünlüğümüzde oynandı ve istenen skor alındı diyebiliriz.Sayı dağılımının farklı oyunculardan olması ve yenen 58 sayı dikkat çeken noktalar.Sonlarda skor korunabilinirdi ama olmadı.İlk resmi maç ve 11 sayı fark yine de çok güzel...


Maçın farklı noktalardan değerlendirmesine geçecek olursak;
1-Bu maç gösterdi ki yeni sistemde Rancik daha az süreler alacak bu yüzden de geçen seneki Rancik bu sene olmayabilir.
2-Evren ile ilgili birçok yazı yazdık ve onun öneminden bahsettik.Evren de önemini ve değerini bu maç ile kanıtlamış oldu.
3-Shipp skor gücümüz olacak.Bu yüzden onun üzerinden kurulacak setler çok ama çok önemli.
4-Oyun kurucu mevkimiz asist olarak yeterli olacak;ancak işin sayı boyutunda sorunlar mevcut.
5-Ermal geldiği günden beri taraftar ile yakaladığı bağın büyüsünden bahsetmekte.Tufan,Hüseyin,Fatih geçen senelerin yerli kahramanlarıydı,bu seneki yerli kahraman Ermal olacak gibi.
6-Oktay Mahmudi'nin olduğu yerde iddialı ekipler ve sert savunmalar olur.58 sayı hem de sezonun başında yemek çok önemli ve değerli.
7-Ayhan Şahenk bana kalırsa Galatasaray'ın basketbol mabedi.Abdi İpekçi veya başka bir salon yerine maçlar burada oynansa daha iyi bir uyum yakalanır.

25 Eylül 2010 Cumartesi

Evren Fark Yaratacak


Günlerdir çeşitli mecralarda Evren'in ne kadar önemli olduğunu,geri dönmesinin ne kadar gerekli olduğunu söyledim,yazdım.Sonunda oldu.Aslında iki gün önceden twitter aracılığı ile transfer haberi duyulmuştu.Ancak resmi sitede de artık Evren'in geri dönüşünün haberi var.

En son yazımda da bu transferin gerekliliğini yazmıştım.Gerçekten de skor gücümüz Evren'in gidişi sonrası bir kademe düşecekti.Savunma sertliğimiz de azalacaktı.Çünkü geçen sezon Evren, hem hücumun ;hem de savunmanın başlangıcı;hatta patlama noktası olmuştu.Evren'in yeniden dönüşü ile savunma ve hücum anlamında daha iyi bir takım olacağız.

Transfer ile ilgili söylentiler çıktı,çıkacaktır da.Doğan Hakyemez'in basketbol camiasında ne gibi işler yaptığı herkesin malumu.Galatasaray ve Evren herşeyi unutup,kimseyi dinlemeden hedefe odaklanmalı.


Evren içimde kanayan bir yaraydı ve tekrardan döndü.Acaba Jasaitis de geri döner mi?Bence ona da hala ihtiyacımız var.Çok mu şey istiyorum acaba?...

17 Eylül 2010 Cuma

Galatasaray Basketbol'da Avrupa'da



Birkaç saat önce gelen haber ,artık resmi nitelik kazandı.Bence Galatasaray'ın her türlü branşının bir şekilde Avrupa'da olması lazımdır.Bu sene basketbolda geçen seneki tatsızlıklar yüzünden olamayacaktık.Ancak Maroussi BC'nin ekonomik nedenlerden dolayı ,Yunanistan'ın doğan boşluğunu Paok doldurdu.Hal böyle olunca da direkt olarak Eurocup gruplarına yükselen PAOK BC’nin ön eleme turundaki kontenjanı ise Galatasaray Cafe Crown’a geçti.

Rusya temsilcisi BC Spartak Saint Petersburg ile ön eleme maçlarına çıkacak takımımız ,bu elemeyi geçerse Eurocup gruplarına katılmaya hak kazanacak.2008 yılında Final Four oynadığımız kupada bu sene yeniden bu başarıyı yakalamaya çalışacağız.Efes Pilsen'de ,Benetton'da başarıdan başarıya koşan Oktay Mahmudi Galatasaray Cafe Crown için en büyük şans olacak.



Bir röportajında Galatasaray'ın Avrupa'da olmamasının üzüntü verici olduğunu söyleyen hocamız ,oluşan durumda takımımızı çok iyi motive edip ,iyi yerlere getirecektir.Avrupa yolu açık olsun takımımızın...

15 Eylül 2010 Çarşamba

Türkiye Kupası Grubumuz Belli Oldu


Geçen sene malum sebeplerden ilk 8'e kalamadığımız Türkiye Kupası ,bana kalırsa birinci hedefimiz olmalı.Uzun senelerden beri kupa alamadığımız bir branş olan Erkek Basketbol'da bu sene hedefimiz mutlaka kupalar olacak.Lig mi Türkiye Kupası mı hedef olmalı sorusunun ise cevabı açık.Daha kolay ulaşılabilinecek kupa Türkiye Kupası tartışmasız.Onun içinde ilk viraj Antalya'daki maçlarımız olacak.Grubumuzdaki takımlar:Oyak Renault,Beşiktaş ve Türk Telekom...

Grup kağıt üstünde zor gözükse de Beşiktaş ve Türk Telekom bu seneye iddialı kadrolar ile girmiyor.Beşiktaş'ın Belçika'da yaptığı üç maçı da kaybetmesi onların sezona sıkıntılı başlayacağının göstergesi.Telekom ise uzun yıllar sonra ilk defa iddiasız bir takım ile ligde mücadele edecek.Gençleşme operasyonuna giden Telekom kesinlikle rakibimiz olamaz ;hatta ligde de alt sıralara oynar.Oyak ise senelerdir devam eden sistem ve Yücel Platin ile ligde kalma mücadelesi verecek.Bu yüzden onlarda bu maçları hazırlık maçları olarak değerlendirip fazla iddialı olmayacaklar.

Hal böyleyken Beşiktaş ile birincilik mücadelesi vereceğimiz grupta bana kalırsa kayıp vermeden Antalya etabını tamamlarız.Telekom ve Oyak ise kendi aralarında oynayacakları maçlar ile üçüncüyü belirlerler.

Bu arada Magic Cup'ta bayanlarımızı üçte üç yaparak kupayı kazandılar.Işıl'ın dönmesi,üç maçın kazanılması çok güzel ;ama artık şampiyonluk lazım şampiyonluk...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails