elano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
elano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Aralık 2010 Çarşamba

Elano: Herkes Kendi Yoluna Gider

Ben şu aşamada Elano'nun satılmasına asla karşı değilim,bilakis iyi ki gitti.Fakat Elano'nun 2.9 milyona Santos'a gittiği haberini resmi siteden sanki marifetmiş gibi "şu kadar paradan vazgeçti" diye açıklayan ve akıllarınca cahil civelek taraftara "zarar etmedik" mesajı vermeye çalışan köylü kurnazlığındaki bir yönetime diyecek laf bulamıyorum artık.

Elano gitsin,eyvallah.İliç gittiğinde daha çok üzülmüştüm.Lafı fazla uzatmıcam,Galatasaray'ın isim yapmış adamlara ihtiyacı yok.Sistemli bir yapılanma olduktan sonra yıldız diye bir şey yok.Örneğin Afellay çok mu iyi adam? Bence vasatın üstünde bir yetenek ancak Barcelona'ya gittiğinde yıldız gibi oynayacak.Sistemin varsa ve doğruysa,kimi koyarsan koy yıldız olur.Bülent Korkmaz,Hakan Ünsal,Capone,Okan,Ümit Davala gibi oyuncular çok mu büyük yıldızlardı? Elbette hayır; ancak bir sistemin içinde var oldular,tamamlayıcı unsur oldular.Neyse dediğim gibi yapılanma kökten olsun,yıldız falan istemiyoruz artık,sistem istiyoruz.

5 Kasım 2010 Cuma

Trabzon Deplasmanı ve Hagi'nin Seçimleri


Hagi ve Tugay'ın gelişiyle Saraçoğlu'nda 10 yıl sonra gelen beraberlik ve devamındaki Antalya maçında alınan 3 puanın ardından takımda yavaş yavaş dengeler oturuyor.Geçen hafta da belirttiğimiz gibi Antalya maçıyla birlikte bizi bekleyen 4 zorlu maçımız vardı.Antalya'yı kayıpsız geçmek önemliydi ve bunu zor da olsa başardık.Geriye 3 maç kaldı ve bence ilki ve en önemlisi Trabzon deplasmanı.Aslında bizim için artık her maç fazlasıyla önemli çünkü kaybetmemiz gereken maksimum puanı zaten kaybettik ve Trabzonspor bizim için şampiyonlukta en önemli rakip bana kalırsa.

Bu maçta Baros'un oynamayacağı birkaç gün önce kesinleşmişti.Bu yüzden Hagi yine son haftaların flaş ismi Pino'ya forma verecek.Hagi'nin geldiğinden bu yana oynanan futbol bir yana; takım içinde moralleri yükseltmesi benim için herşeyden önemli.Son günlerde bloglarda sık rastladığımız idman fotoğraflarında özellikle Elano ve Misimovic'in takımın neşe kaynağı olduğunu görebiliyoruz.Takımın içinde yerli ve yabancı oyuncuların yeniden kaynaşması da Hagi ve Tugay'la gelen bir durum.Parantez açılması gereken bir diğer oyuncu da tabiki Lorik Cana.Geldiğinden beri düzenli olarak oynatılmayan veya sakat olan Cana da bana göre Pino gibi oynadıkça oyununa ivme katarak takımın değişilmezlerinden olacaktır.Aynı şekilde Misimovic ve Elano'da oyunlarına sürekli ekleyerek takımımızı layık olduğu yere taşıyacaklardır.

Pazar akşam oynanacak maçta Hagi'nin ne yapacağına gelirsek,Hagi'nin öncelikli hedefi gol yememek olacaktır.Hagi'nin Fenerbahçe maçına yakın bir taktikle çıkacağını düşünüyorum.4-5-1 gibi bir dizilişte Cana'yı yine 4'lü defansın önünde,Ayhan ve Sarp/Barış'a ise Misi ve Elano'yu topla buluşturma görevini verebilir.Elano yine sağ kanada derinlemesine; Misimoviç ise Ayhan'la birlikte sola yakın oynayacaktır.Öyle ya da böyle bizim için öncelikle 1 puan daha sonra galibiyet önemli.Bu önemli virajda kayıp yaşamak ne olursa olsun şansımızı iyiden iyiye azaltır.Umarım Trabzon'dan güzel bir oyun ve 3 puanla döneriz.

İDMAN FOTOĞRAFLARI





28 Ekim 2010 Perşembe

Sezonun En Krıtik Maçı(Galatasaray-Antalyaspor)


Bana kalırsa bu sezonun en önemli maçına çıkacak Galatasaray bu haftasonu.Bu maç ilerisi için hedef belirleme maçı olacak tam anlamıyla.Belki şimdi ligde her maç zor edebiyatı yapanlar olacak;ama kim istemezdi ki Beşiktaş'ın şu dört haftalık fikstürünün(Sivas-Kasımpaşa-Gençlerbirliği-Konya)Galatasaray'da olmasını?En azından bu hafta şu dört takımdan biri olsaydı ;sakatlıkların can sıktığı bu dönemde çok iyi olurdu.Hele de rakip Antalyaspor iken...

Derbide çıkan sonuç elbette ki çok önemliydi ;ama kabul da etmek gerekirse her şey yoluna girmedi henüz.Baros-Kewell-Arda büyük ihtimal ile yine olmayacak.Bu durumda da bu maça Fenerbahçe maçının onbirinin çıkması ve aynı sistemin bu maçta da uygulanması durumu var.Bu durumda da bu maçtaki orta saha ve hucüm hattı,Mustafa ,Cana,Elano,Barış,Misimovic ve Pino'dan oluşacak.Yani direnci düşük ve bu sene toplamda sadece iki gol atabilmiş bir orta saha-hucüm hattımız olacak.Hal böyleyken de Antalya'nın dirençli ama yeteneksiz orta sahası,sert oyuncuları ve futbol yapısı bizi çok zorlayabilir.İbb maçı öncesinde yazdığımı bugün yine tekrarlıyorum.Maçın kilidi maça çok hızlı başlamak ve maçı hemen kopartmaktır.Hatta Pino-Batdal ikilisi ile başlamak ve oyunu rakip sahaya yığmak da alternatif bir fikir olarak düşünülebilinir.

Seyircisi-futbolcusu-hocası bütünleşmiş Galatasaray ,bu maçı kopartacak güçte her şeye rağmen.Ancak Ömer-Sedat tarzı oyuncular maçı en başından sonuna kadar gerecektir,bunlara da dikkat etmek lazım.Necati ve Tita'nın da etkinliğini unutmamak lazım elbette.Sezonun bana kalırsa en önemli maçı bence bu maç,o yüzden FULL KONSANTRE-EKSTRA PERFORMANS şart...

16 Eylül 2010 Perşembe

Elano Ne Yapacaz Biz Senle?



Zaragoza seyircisi hafta sonu Malaga maçında sinir krizlerine girerken; hepimizin aklına geçen sene bizim de böyle sinir krizleri içinde olduğumuz gelmiştir. Leo Franco, geçen senenin yanlış transferlerinden biriydi ve Galatasaray seyircisi ona olduğundan fazla sabretti. Onun yanlış bir transfer olduğu ve hiçbir zaman katkı veremeyeceği açıktı.Ve Leo Franco'dan vazgeçildi. Belki de zarar ederek...

Bu senede aynı durum Elano için geçerli. Dünya Kupası'nda ağızlara bir tutam bal çalan Elano attığı goller ile herkesi kandırdı. Dunga'nın hocalığı dışında da milli takıma girme ihtimali zaten yoktu. Orada da vasat futbol oynayan Elano, sakatlanmasa belki de ondan kurtulunabilinirdi. Ama Elano ne yazık ki Galatasaray'ın elinde kaldı. Son Gaziantep maçında ilk kırk beş dakika vasat bir futbol oynayan Elano'ya Rijkaard bile zor tahammül etti. Devamlılığı olmayan, fizik gücü yetersiz Elano'da bundan sonra ısrar edilmemeli.

Eğer Rijkaard orada devamlı oynayacak birini arıyorsa denenmesi gereken oyuncu Pino olmalı bence. Belki oynatılmaması olası bir transferinde zarar ile satılması durumunu ortaya çıkartacak ama yine de bu Elano ile maç kazanmak ve bir sistem oturtmak imkansız...

14 Eylül 2010 Salı

Galatasaray - Gaziantepspor



Öncelikle takımımızın ihtiyacı olan galibiyeti alması önemliydi ve bunu da başardık.Ancak istenilen oyunun sahaya yansıtılmaması ve bir taraftar olarak maçı izlerken endişelenmemiz takımı beğenmemek için yeterli bir sebep.Lakin ne olursa olsun Galatasaray'ın kültüründe Ali Sami Yen'de rakibi boğmak,hep üstün oynamak vardır.Henüz 65.dakikada GS kalecisi zaman geçirmeye oynuyorsa bir sorun var demektir.Galatasaray'ın kendi evinde bu denli sönük olmasının tabi ki bir çok sebebi var.

Öncelikle Rijkaard'dan başlayalım.Misimovic'in gelmesiyle sonunda 4-3-3'ten vazgeçmek zorunda olan Rijkaard,4-2-3-1'in ikili orta sahasında Ayhan ve M.Sarp seçimiyle ilk hatasını yaptı.M.Sarp ve Ayhan'ın top kendilerinden gittiği andan itibaren oldukları yerde durup oyunu izlemelerini artık kabullenemiyorum.Futbol zekaları zaten kısıtlı olan bu iki isme 90 dakika boyunca orta sahanın emanet edilmesini kimse açıklayamaz.Bu oyunculara,pas verdikten sonra pozisyon alarak/yaratarak pas almaları gerektiğini açıklaması,anlatması ve hatta öğretmesi gereken kişi Rijkaard'dır.Bunların hiçbirini yapamıyorsa kulübüye oturtmalı.Premier lig tecrübesi olan ve her koşulda Sarp ve Ayhan'dan daha iyi işler yapabilecek olan Cana'nın oynatılmamasını da anlamıyorum.Ayrıca milli takımda oynamış Sabri'nin yedekte olması,hafta içi idmanlarda oldukça formda olan Pino'nun yedek başlaması da Rijkaard'ın seçimlerindeki yanlışlığı gösteriyor.Yabancı kontenjanı konusunda bir sıkıntı da yok.Elano yerine Pino'yla başlarsan sıkıntı olmazdı.Maça sağda Sabri ve Pino'yla başlasaydı değişiklik hakkını orta sahada kullanabilirdi.Dolayısıyla ne yapacakları az çok belli olan Ali Turan-Elano ikilisiyle başlamak Rijkaard'a 2 oyuncu değişikliğini boşa kullanmaya mal oldu.Ali Turan'ın sağ bekte yetersiz,yeteneksiz olduğunu görmek için büyük hoca olmaya gerek olduğunu sanmıyorum.Rijkaard'ı savunanlar sürekli,elindeki yetersiz kadrodan,yönetimin destek vermemesinden,istediği transferlerin yapılmadığından vs dem vurdular.Ancak dün akşamki tercihleri de göz önüne alınca Rijkaard'ın yanlışlarını görmezden gelmek aptallık olur.


Futbolcuları ele alacak olursak; Ayhan ve Sarp'ın ön libero mevkisinde nasıl aksadığını gördük.Ayhan birisine pres yaparken 5 adım ötedeki Sarp durarak mücadeleyi izliyor.O kadarını tv başından bizler de yapıyoruz.Aynısını Ayhan da yapıyor.Baros ön alanda basarken arkadan prese destek vermiyorlar.Kewell ve Elano'dan zaten yoğun bir pres bekleyemezsiniz.Ayhan ve Sarp, hala top bölgelerine geldiğinde pres yapmaları gerektiğini sanıyorlar.Maçın son dakikalarında 5 dakika sadece Sarp'ı izledim.Beş adım ötesindeki pozisyona koşmayan Sarp maç içinde alakasız koşular yapıyor.Bu adamın hırsına lafım yok ama pozisyon bilgisi ve tekniği bu takımda 11 oynamak için yeterli değil.Ben hala Musa Çağıran'ın neden takıma adapte edilmediğini merak ediyorum.



Ali Turan'la ilgili aslında söylenecek çok şey yok.Bu takıma sağ bek olarak alınmadığını biliyoruz.Taç atmayı bile bilmeyen bir oyuncudan,bek özellikleri sergilemesini bekleyemezsiniz.Ali Turan artık o kadar nefret kazanmıştı ki Sabri oyuna girdiğinde herkes onu bile alkışladı.Ancak,diyelim ki Sabri sakat,peki neden daha önce bek oynamış Neill'i orada kullanmak "dahi-devrimci" Rijkaard'ın aklına neden gelmiyor acaba?



Son olarak yeni transferlerimiz Insua ve Misimovic'ten bahsederek yazıyı tamamlayayım.Insua'nın hücum bindirmeleri,iki yıldır Hakan Balta'dan görmediğimiz şeyler olduğu için tabiki hoşumuza gitti.Maç içinde sadece 1 kez adamını kaçırdığını gördük.Yani hücumu düşünen bir adam ve haftalar geçtikçe Arda'nın da gelmesiyle çok daha iyi olacağına inancımız tam.Misimovic ise ilk maçı olduğundan özellikle ilk yarıda tutuk başladı,ikinci yarıda toparlandı.Onun da Arda'nın dönüşüyle rahatlayacağını ve daha verimli olacağını düşünüyorum.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails