mehmet batdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet batdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Mart 2012 Pazartesi

Çarklar Dönüyor!

Dünkü maçta takımdan bahsetmeden önce, maçın önüne çıkan iki adamdan bahsetmek lazım. Herkesin aklında kalan iki isim Cüneyt Çakır ve Mehmet Batdal. Cüneyt Çakır belli ki kendisine  maç öncesi verilen görevi layıkıyla yerine getirmiştir. Fenerbahçe'yi playoff (nam-ı diğer süper final) öncesi potada tutma çalışmalarına başlandı. Aslında çarklar fenerin Bursa maçında dönmeye başladı. Bursa'nın verilmeyen golünden sonra dün de TT Arena'da Cüneyt Çakır, maçın başında oyuncularımızı kartlarla sindirerek aynı zamanda da oyunu gerdi. Benzer pozisyonlarda Trabzonlulara sadece uyarıda bulundu. Bunun yanında haftaya fenerle oynayacak olan Trabzon'un kart sınırındaki önemli oyuncularına da kartını gösterdi. 2009-2010 sezonunda Ali Sami Yen'deki Bursa maçında Bünyamin Gezer de maçı beraberliğe bağlayıp kaçmıştı zaten. Bu ülkede futbola etki eden adamların hepsi (medya, yetkililer vs.) fenere çalışıyor nedense...

Herneyse, maçın diğer adamına geçelim. Mehmet Batdal belki de ilk 18'de yer bularak kariyerinin fırsatını yakaladı. Oyuna girdikten sonra -kafa topları hariç- çok da kötü oynamadı bence. Lakin 90+4'te kaçan golün izahı yok arkadaş! O golü atsaydın belki de gelecek sezon en azından hazırlık kampında kalma şansın olacaktı. Yıllar önce deplasmandaki Athletic Bilbao maçında yine benzer bir gol kaçıran Burak Akdiş, o pozisyondan sonra bir daha iflah olmadığını hatırlatmak lazım. Yine de ben, o pozisyonda ne Sercan Yıldırım ne Necati ne de Baros golü yapabilirdi. Takımda o pozisyonu gole çevirecek adam sayısı 3-4 tane. Bunlar Elmander, Melo, Selçuk ve Hakan Balta. Sırf bu nedenle Batdal'a yüklenmek yanlış. Batdal'a yüklenmemin sebebi, ayağına kadar gelen hayatının fırsatını tepmesi, Galatasaray formasını giydiğini unutması. Her şeye rağmen, ben İmparator'un Mehmet Batdal'a yine şans vereceğine inanıyorum. Verir vermez orası ayrı ama Fatih Terim bu tarz durumlarda futbolcu harcamaz gibime geliyor. Dün Mehmet Batdal'ın, geçen hafta Saraçoğlu'nda Baros'un kaçırdıklarını playoff'larda çok aramayız umarım.

Son olarak maçtan da bahsedelim. İlk yarı takımdaki halsizlik halini anlarım, bu tempoda normal. Lakin gereksiz bir rahatlık, anlamsız bir boşvermişlik var, onu anlamam kardeşim! Fener maçından sonraki kutlamaları yapan/organize eden/başlatan her kimse ona büyük kinim var. Çakalların sofrasında o kupayı eline almadan sevinmeyeceksin, o kutlamadan sonra her şey aleyhimize dönmeye başladı. Sivas'a elendik, Elmander sakatlandı, Trabzon'a puan kaybettik. O kutlamanın lanetini üstümüzden atmamız lazım. Yediğimiz golde Ujfalusi hakeme gidiyor, yerini boşluyor ve gol geliyor. O pozisyonda faul veren hakeme sövmemiz lazım önce tabi. Ama Ujfalusi'nin yaşı belli, bu adam kaç haftadır 11 oynuyor, bu tempoda onu biraz dinlendirmek lazım. Keza Selçuk da 3 maçtır 65'ten sonra yürüyemez hale geliyor. En azından Sivas maçında Selçuk yerine Ayhan; Ujfa yerine Gökhan Zan oynasaydı. Yine elenirdik belki ama Ujfalusi ve Selçuk'tan dünkü maçta daha fazla verim alabilirdik. 


Necati ve Baros'a diyecek söz bulamıyorum aslında. Necati'nin çabukluğu zaten yok, yanında Elmander varken daha etkili. Baros'ta ise anlamsız bir formsuzluk var, maç başlarken santrada bile boynu bükük duruyor adam. Kendine güvensiz, dün vuracağı toplarda pas vermeye çalışması bile bunu gösteriyor.

Neyse, sözü çok uzattım, aslında bu kadar yazmazdım ama aktı birden. Son olarak Fatih Terim'in sözleriyle yazıyı bitirelim;

"Galatasaray kendi göbeğini kendisi kesebilecek güçtedir."

8 Kasım 2010 Pazartesi

Sarp - Barış - Ayhan Farkı


Dün akşamki maçta takımın eskiye (Rijkaard dönemine) oranla kazandığı en önemli şey savunmayı dar alanda yaparak bence ligin en iyi hücum yapan takımına karşı ilk yarıda hatta maç genelinde net pozisyon vermemesiydi. Eldeki kadroya bakınca Hagi'yi suçlamak en son yapılacak şey. Elbette Hagi de oyuncu değişikliklerinde hatalar yaptı. Ancak bu kadroyla yapabileceğiniz en iyi şey savunma olur. Galatasaray'ın Türkiye şartlarında gol yemedikten sonra maç kazanması zor olmaz, özellikle deplasman maçlarında. Lakin bu kadro yapısıyla sistemli bir hücum anlayışı da imkansıza yakın.

Geçen sezonun ikinci yarısında yazdığım Sivasspor-Galatasaray ve Trabzonspor-Galatasaray maç yazılarımda da kadrodaki bazı oyuncuların karaktersizliğinden bahsetmiştim. Hagi devre arasında ne yapar bilmiyorum ama artık  M.Sarp, Barış, Aydın, Servet gibi oyuncuların bu takıma zarar verdiğini birisinin göstermesi lazım. Trabzonspor'da oyuna sonradan giren Ceyhun'un ve Engin'in Sarp-Barış-Ayhan üçlüsüne göre farkını görmemek körlük olur. Veya Misimovic ve çıkana kadar takımın en iyisi olan Cana erkenden oyundan çıkarken sahada kalanları görmek Galatasaray taraftarının artık yaşamak istemediği bir eziyettir.


Anlamadığım nokta ise Beşiktaş gibi kadrosunda yabancı sıkıntısı olan bir takım bile ne yapıp edip Necip'e şans vermeye çalışırken, Trabzonspor Ceyhun-Engin gibi oyuncuları sistemine monte ederken, biz neden 2 senedir hala futbolculuğu tartışılan oyuncuları izlemek zorunda kalıyoruz? Bank Asya'da en iyi genç oyuncu seçilen Musa Çağıran nerde şimdi? Peki ya Mehmet Batdal? Veya diğer genç oyuncular? Ne zaman kadroda revizyon mevzusu açılsa, revizyondan nasibinin alması gerekip de almayan oyuncular Sarp-Barış ve Ayhan oluyor. Barış nasıl olur da 3 yıldır hala bu takımda oynuyor. Kalli'nin bize kazığı olan bu adamı kimse fark etmiyor mu?

Yabancılara gelecek olursak; ne kadar iyi olursa olsun Milan Baros'un da artık sakatlığına bir çözüm bulunması gerekiyor. Aksi takdirde onun da artık faydası yok. Geçen yıl da en çok ihtiyacımız olan maçlarda sakat olan Baros, bu sene de aynı. Benim için iyi futbolcu yıl içinde oynadığı maç sayısıyla kendisini gösterir. Aynı şey Kewell için de geçerli. Tamam güzel gülüyor lafımız yok ama sezon sonunda kendisine hala "stay with us H.Kewell" denileceğini sanmıyorum. Sezon toplamında 15 maç oynayıp iyi işler yapan oyuncular Galatasaray'a fayda sağlamaz.


Devre arasında Hagi'nin bu oyuncular için bir karar vermesi gerekiyor artık. Bana kalırsa asıl revizyon yönetimden başlamalı. Bu yönetimin gitmesi ancak takım ligi 6. veya 7. bitirirse mümkün. Servet ve Hakan Balta da dahil bu saydığım karaktersiz oyuncular bu yönetim oldukça takımda kalacak gibi duruyor.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails