hagi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hagi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ocak 2011 Çarşamba

(A)nılar (S)eninle (Y)aşayacak...

1964'tü çamur deryasında başladığında sevdamız... Ne doyumsuz zaferler,ne öfkeli isyanlar yaşattı bize.Biraz geç oldu ama iş yoğunluğundan bugüne yazabiliyorum ancak.Dün akşam stada doğru ilerlerken ayaklarımız geri gidiyordu sanki,bir daha giremeyeceğimizi düşününce.Kapılardan içeri girip koridorların karanlığından tribünlerin aydınlığına ulaşınca tüylerim diken diken oldu.

Sevgiliyle buluştuğumuz mekandı,zorlu sevdamızın gizli mabediydi...

Derken veteranlar çıktı sahaya,yine Hagi,Prekazi,Tugay,Hakan ve daha niceleri,bu sahada bizleri ağlatmış,isyan ettirmiş,duygulandırmış adamlar...

Maçla ilgili ayrıca bir yazı yazacağım için bu yazıda elim gitmiyor maç yazmaya.Maç bitti ve derken Ali Kırca okudu şiiri,dağladı yürekleri... Göz yaşlarını tutamayan Tugay yaktı içimizi... Bugünlerden bir tane oyuncu hüzünlenmedi... Hagi'nin ağlaması ise Insua'yı bile etkiledi...

İşte Ali Sami "YEN",bugüne kadar çektin kahrımızı,helal et hakkını... Unutma ki (A)NILAR (S)ENİNLE (Y)AŞAYACAK...

20 Aralık 2010 Pazartesi

Konyaspor - Galatasaray

Daha önce Aydın Yılmaz'ın şampiyonluk yolunda önemli bir 3 puan kazandırdığı Konya deplasmanında bu sefer bir başka genç oyuncumuz Anıl Dilaver'in,yine son dakikalardaki golüyle galip geldik.Bu sefer tabi şampiyonluk yolundaki önemli bir galibiyet değildi.

Bütün bunlar bir yana Hagi'nin Galatasaray üzerinde neler yapmaya çalıştığını anlama konusunda hala yetersizim sanırım.Çoğu blogger arkadaşlarımız Hakan Balta'nın oynadığı o bölgede 3 maçta 2 gol 1 asist yaptığını ve hatta Manisaspor'da da o bölgede yaptığından falan bahsederek Hagi'nin ne kadar doğru bir seçim yaptığını anlatıyor.Merak ettiğim şey ise forvette mecburiyetten Anıl'ı deniyorsan ve "ben gençlere güveniyorum" mesajı vermek istiyorsan,orta sahada neden Musa veya Cumhur'u denemiyorsun da Hakan Balta'yı oraya koyuyorsun sorusunun cevabıdır.Hagi'ye olan sevgimiz ne olursa olsun bitmez.Ancak devre arasında revizyon yapmayı planlıyorum dedikten sonra hala Serdar Özkan'dan medet ummak neyin nesi? Zaten lig falan gitmiş,bugün oynadığımız futbola bakınca,Ayhan'ın yerine Musa olsaydı hiçbir şey farketmeyeceğini herkes biliyor.Buna rağmen Ayhan yerine gelecek sezonun temeline atmak adına Musa-Cumhur gibi gençleri neden oynatmaz Hagi? Bu soruların cevabı var mı onu da bilmiyorum.

Bir diğer konuda Lorik Cana mevzusu.Uzun zamandır söylüyoruz.Galatasaray'da bir oyuncu rakiple tartıştığında kimse destek çıkmıyor diyoruz.Bugün Cana çıktı ve bence gerekeni yaptı.Kendisini hiç sevmem ama Aydın'ın da bu konuda hakkını teslim ederim.O hengamede Balta,Ayhan,Çağlar falan ayırmaya çalışırken gidip Kere'nin boğazına sarılması da benim için gamsız denilen Aydın'ın da bu ruha sahip olduğunu gösterir.Cana'nın pozisyonla ilgisi yokken kırmızı kart görmesini eleştirenleri de anlarım ancak herkes bilmeli ki bu adam takım arkadaşı boğuşurken kenarda durup seyrederse kendisinden utanacak bir adamdır,kısacası adam gibi adamdır... Ruhsuzlara ders ola...

1 Aralık 2010 Çarşamba

Elano: Herkes Kendi Yoluna Gider

Ben şu aşamada Elano'nun satılmasına asla karşı değilim,bilakis iyi ki gitti.Fakat Elano'nun 2.9 milyona Santos'a gittiği haberini resmi siteden sanki marifetmiş gibi "şu kadar paradan vazgeçti" diye açıklayan ve akıllarınca cahil civelek taraftara "zarar etmedik" mesajı vermeye çalışan köylü kurnazlığındaki bir yönetime diyecek laf bulamıyorum artık.

Elano gitsin,eyvallah.İliç gittiğinde daha çok üzülmüştüm.Lafı fazla uzatmıcam,Galatasaray'ın isim yapmış adamlara ihtiyacı yok.Sistemli bir yapılanma olduktan sonra yıldız diye bir şey yok.Örneğin Afellay çok mu iyi adam? Bence vasatın üstünde bir yetenek ancak Barcelona'ya gittiğinde yıldız gibi oynayacak.Sistemin varsa ve doğruysa,kimi koyarsan koy yıldız olur.Bülent Korkmaz,Hakan Ünsal,Capone,Okan,Ümit Davala gibi oyuncular çok mu büyük yıldızlardı? Elbette hayır; ancak bir sistemin içinde var oldular,tamamlayıcı unsur oldular.Neyse dediğim gibi yapılanma kökten olsun,yıldız falan istemiyoruz artık,sistem istiyoruz.

15 Kasım 2010 Pazartesi

Doktor?

Kangren olmuş kolu kesmek için neşteri elinde olan doktora,hastane yönetimi veya baş hekim engel olmazsa operasyonu gerçekleştirir ve zararın neresinden dönülürse faydalı olur.Hastanın sevenleri de sorar; "Hastamız yaşayacak mı doktor?"

Vur Baltayı Çok Geçmeden

"Tavır, azim, hırs, disiplin, sahadaki her şey önemlidir. Oyuncu Galatasaray gibi bir takımda oynadığını çok iyi anlamalıdır. Maalesef sadece isim olarak bir futbolcu Galatasaray'da oynayamaz.En iyisini sahaya çıkartmak zorundayım. Ama siz de görüyorsunuz ki bazı işler doğru değil. Dolayısıyla bu konuda bir şeyler yapmak zorundayım. Oyuncular çok az verim veriyor. Büyük isim taşıyan, tecrübeli oyuncular, çok az verim veriyor. Maalesef durum bu. Kim bizle bu şekilde devam etmek isterse onunla devam ederiz."

Yapacağın revizyonsa eğer,devre arasını beklemene gerek yok.Tren kaçtı zaten,vur baltayı çok geçmeden...

10 Kasım 2010 Çarşamba

Maç Önü: Galatasaray - Denizlispor



Denizlispor maçı hafta sonu Trabzon'da alınan mağlubiyetin ardından Hagi'nin takımdaki diğer oyuncuların maç performansını değerlendirmesi için güzel bir fırsat olacak.Orta sahada M.Sarp'ın sakatlığı,Ayhan ve Barış'ın malum formu dikkate alınırsa,Hagi'nin bu maçta gençleri kullanması gerektiğini düşünüyorum.Musa Çağıran,Berkin Arslan,Ahmet Kesim,Anıl Dilaver,Cem Sultan gibi oyuncuların bu tür maçlarda artık oynatılması gerekiyor.Bu maç için genç oyunculardan Emre Çolak'ın yeri diğerlerine göre en garanti gibi duruyor.Emre Çolak için daha önceki kayıtlarda da bazı şeyler yazdık çizdik.Bu oyuncunun yıllardır güçlenmesi gerektiğini söylememize rağmen fiziki yapısında hiçbir değişiklik görmediğimiz gibi; mental olarak gelişmediği,hızlanmadığı,güçlenmediği ve şut atamadığı da ortada.Bunun sorumlusu yıllardır sürekli övdüğümüz altyapı idaresi midir? 17 yaşında geleceğin yıldız adayları arasında gösterilen bir oyuncu nasıl olur da olduğu gibi kalır? Dün Ntvspor'da Gareth Bale üzerinde hazırlanan görüntülerde 2 yıl içerisinde fiziksel açıdan kat ettiği gelişmeyi izledik.Bale 17 yaşındayken ve 19 yaşındayken 2 fotoğrafı karşılaştırılmıştı ve vücuttaki kas yapısının ne kadar geliştiğini gördük.Bugün Bale'in performansını ve gücünü keyifle izliyoruz.Emre Çolak ise bu saatten sonra çok da gelişecek gibi durmuyor.

Neyse konuyu fazla dağıtmayayım.Bugünkü maçta bu sezon herkesin beklediği Musa Çağıran'ı da izleme şansı bulabiliriz.Çoğu GS taraftarı Musa'nın oynadığı ilk maçta iyi işler yapıp,orta sahanın 3 atlısını kesmesini istiyor.Her takımda genç oyuncular şans bulurken bizde durum tamamen farklı.Kimse gençlerin yüzüne bile bakmıyor.Trabzon maçı yazımda şöyle demiştim;

"Anlamadığım nokta ise Beşiktaş gibi kadrosunda yabancı sıkıntısı olan bir takım bile ne yapıp edip Necip'e şans vermeye çalışırken,Trabzonspor Ceyhun-Engin gibi oyuncuları sistemine monte ederken,biz neden 2 senedir hala futbolculuğu tartışılan oyuncuları izlemek zorunda kalıyoruz? Bank Asya'da en iyi genç oyuncu seçilen Musa Çağıran nerde şimdi? Peki ya Mehmet Batdal? Veya diğer genç oyuncular?"

Son olarak Hagi'nin taktik anlayışından bahsetmek istiyorum.Eldeki kadro mecburiyeti ve yeni gelmiş olmasından dolayı puan kaybetmemek adına öncelikli savunma oynatmak zorunda kalan Hagi,bu maçta ileriki haftalarda oynatacağı hücum sistemini uygulamaya çalışabilir.Bu yüzden Denizlispor karşısında sürpriz çift forvet izleyebiliriz.Öyle ya da böyle takım olarak Ziraat Türkiye Kupası'na iyi bir başlangıç yapmanın yanı sıra,fazla şans bulamayan oyuncular için de verimli bir maç olmasını diliyoruz.

5 Kasım 2010 Cuma

Trabzon Deplasmanı ve Hagi'nin Seçimleri


Hagi ve Tugay'ın gelişiyle Saraçoğlu'nda 10 yıl sonra gelen beraberlik ve devamındaki Antalya maçında alınan 3 puanın ardından takımda yavaş yavaş dengeler oturuyor.Geçen hafta da belirttiğimiz gibi Antalya maçıyla birlikte bizi bekleyen 4 zorlu maçımız vardı.Antalya'yı kayıpsız geçmek önemliydi ve bunu zor da olsa başardık.Geriye 3 maç kaldı ve bence ilki ve en önemlisi Trabzon deplasmanı.Aslında bizim için artık her maç fazlasıyla önemli çünkü kaybetmemiz gereken maksimum puanı zaten kaybettik ve Trabzonspor bizim için şampiyonlukta en önemli rakip bana kalırsa.

Bu maçta Baros'un oynamayacağı birkaç gün önce kesinleşmişti.Bu yüzden Hagi yine son haftaların flaş ismi Pino'ya forma verecek.Hagi'nin geldiğinden bu yana oynanan futbol bir yana; takım içinde moralleri yükseltmesi benim için herşeyden önemli.Son günlerde bloglarda sık rastladığımız idman fotoğraflarında özellikle Elano ve Misimovic'in takımın neşe kaynağı olduğunu görebiliyoruz.Takımın içinde yerli ve yabancı oyuncuların yeniden kaynaşması da Hagi ve Tugay'la gelen bir durum.Parantez açılması gereken bir diğer oyuncu da tabiki Lorik Cana.Geldiğinden beri düzenli olarak oynatılmayan veya sakat olan Cana da bana göre Pino gibi oynadıkça oyununa ivme katarak takımın değişilmezlerinden olacaktır.Aynı şekilde Misimovic ve Elano'da oyunlarına sürekli ekleyerek takımımızı layık olduğu yere taşıyacaklardır.

Pazar akşam oynanacak maçta Hagi'nin ne yapacağına gelirsek,Hagi'nin öncelikli hedefi gol yememek olacaktır.Hagi'nin Fenerbahçe maçına yakın bir taktikle çıkacağını düşünüyorum.4-5-1 gibi bir dizilişte Cana'yı yine 4'lü defansın önünde,Ayhan ve Sarp/Barış'a ise Misi ve Elano'yu topla buluşturma görevini verebilir.Elano yine sağ kanada derinlemesine; Misimoviç ise Ayhan'la birlikte sola yakın oynayacaktır.Öyle ya da böyle bizim için öncelikle 1 puan daha sonra galibiyet önemli.Bu önemli virajda kayıp yaşamak ne olursa olsun şansımızı iyiden iyiye azaltır.Umarım Trabzon'dan güzel bir oyun ve 3 puanla döneriz.

İDMAN FOTOĞRAFLARI





25 Ekim 2010 Pazartesi

Hagi'nin Değneği


Maç öncesi hafta arasında,ben de dahil,hepimiz Hagi'ye kimsenin hayır diyemeyeceğini ancak Hagi'nin de takıma sihirli bir değnekle dokunmayacağından bahsetmiştik.Kaos içindeki bir takımı,özellikle de derbi öncesinde devralmak ancak ve ancak Galatasaray sevgisiyle açıklanabilirdi.Bir babanın ne olursa olsun evladından vazgeçemeyeşinin resmiydi bu.Dün gece de gördük ki Hagi'nin bir değneği varmış ve sihirli bir dokunuşla Saraçoğlu'ndan çıkmayı başardı.

Kaybetmiş olsaydık da söyleyecek fazla bir şeyim olmazdı heralde.10 yıldır süregelen bir psikoloji var ortada.Kadıköy'e çıktığında ayakları birbirine dolaşan oyuncularımız,bu sefer sanki maç seyircisizmiş gibi oynadılar.Yıllardır maça iyi başlasalarda Fenerbahçe'nin ilk şutunun gol olması,sağa sola ona buna çarparak kalemize giren goller bu psikolojinin bir türlü atılmamasının baş aktörüydü aslında.Zira dün akşam bile bu derbi şansı canımızı yakabilirdi.Servet'in vuruşunda Aykut'a çarpan top gol olsaydı,tüm bunları konuşmazdık belki de.


Son yıllarda Kadıköy'de oynanan derbilerde ağızlarından salyalar saçarak hakeme yüklenen FB taraftarı,taraftarlarına eşlik ederek oyuncularımıza dayak atan,hakemi sıkıştıran FB oyuncuları bir şekilde maçı kazandırıyordu takımlarına.Ancak Aykut'un sahada işini yapan,futbol düşünen adamlarla çalışmak istemesi FB'nin bu yapısını değiştiriyor.Bahsettiğim oyuncular Bilica,Baroni,Emre,Lugano,Volkan,Selçuk.Fenerbahçe'nin bu sene henüz derbi kazanamamış olması da burdan kaynaklanıyor zaten.Bütün bunlara karşılık Hagi dün akşam FB'nin yapması gerekeni yaptı ve oyunu gizliden gizliye sert oynatarak yıldırdı rakibi.Hep dayak yiyen,oyundan düşen GS olurken FB bunun ekmeğini yiyordu.BU sefer özellikle ilk yarıda işler değişti.Eksiklerimiz olmasaydı neler olurdu kim bilir.

İşte bütün bunlar Galatasaray'ın çoktan yapması gereken şeylerdi.Hagi'nin kısa vadede büyü yapamayacağı zaten bir gerçek ancak derbide takıma dokundurduğu sihirli değnekten başka bir şey değildir.Teşekkürler Gica!

21 Ekim 2010 Perşembe

Hagi...?



Kim gelirse gelsin inanılmaz saçma eylemlerin olduğu bir dönem yaşıyorduk.Hakan-Terim-Karaman hatta ve hatta Daum isimleri geçti teknik direktörlük için.Ve sonunda futbolculuğuna aşık olduğumuz adam tekrardan hocamız oldu.

Altını kalın olarak çiziyorum ve tekrardan diyorum.Futbolculuğuna aşık olduğumuz adam Hagi...

Keşke işin teknik direktörlük boyutunda önemli şeylere imza atmış olsaydı.Bizde olduğu zamanları bıraktım;Bursa zamanında hatta Romanya'daki kariyerinde kayda değer bir şeyler olsaydı.Ama olmadı böyle bir durum hiç.

Şimdi bu durum beni endişendiriyor mu peki?Ona da hayır.Çünkü bakıyorum ki Adnan Polat ve yanaşması Adnan Sezgin hala görevdeler.Ama şuna da içerliyorum içten içe.Tugay'a bari el sürmeselerdi diyorum kendi kendime.

Yani sıkıntı hali devam ediyor.Gelecek karanlık ,hafta sonu ondan karanlık.Yüzü önünde Hagi ve Tugay görmek,yine sevinen karşı tarafın taraftarının laflarına maruz kalmak...

Hagi hoşgeldin ama off ,off,off...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails