luksa andric etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
luksa andric etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2012 Cuma

Euroleague Maceramızın Adı… FAIRY TALE


Dün kaybetmedik aslında top 16’nın ilk maçında Efes maçıyla kaçırmıştık son 8 şansını. Dün bir mucize gerçekleşir diye bekledik ama olmadı olamazdı da. Acısıyla tatlısıyla Euroleague maceramız bitti sonunda.

Gerçekçi olmak lazım ki buraları görmek bile bizim için büyük bir olay. Eksiklerimiz üzerine uzun uzun analizler yapmak mümkün. Boyalı alan savunmasındaki yetersizliğimiz, skorun kitlendiği anlarda Gordon dışında sorumluluk alacak alternatif oyuncular bulamayışımız, 4 numarada sıkıntılar yaşayışımız(savunma ve hücumda), Luksa ve Furkanlı kırılgan uzun hattımız, sene başında iyi uygulayıp sonradan sertlik dozunu bir daha yakalayamadığımız alan savunmamız ve de en önemlisi bir deplasman takımı olamayışız. Bunlar eksiklerimizin belli bir kısmı ama bugün için eksiklikler yerine kimsenin beklemediği artılar üzerinde konuşma zamanı. Evet bu takım artık Galatasaray ruhunu Avrupa’nın en önemli basketbol organizasyonunda herkese gösterdi. Son topa kadar savaşmayı kendisine hedef belirlemiş bu takım, özellikle de içerde oynadığı maçlarda gerçek kahramanlık hikayelerini bizlere canlı canlı yaşattı ve hepimizin kalbini fethetti. Sırf içerdeki Cska maçı bile uzun yıllar boyu gurur duyabileceğimiz bir anı bizim için artık. O yüzden gerçek anlamda bu başarıda emeği geçen herkesle gurur duymak lazım.


Gurur duyuyoruz ve sonsuz teşekkürler ediyoruz bu başarıyı yaşatanlara ama bu kadar gurur duyduğumuz basketbol organizasyonumuz bu sene asıl hedef olan Lig Şampiyonluğu için hala soru işaretleri taşımakta. Euroleague ‘de alınacak her galibiyet bizim için değerliydi ama artık bu taraftar şampiyonluk görmeli. Bunun içinde play-off lar öncesi muhakkak transferler şart. Bu kadar iyi geçen sezon Türkiye Kupası’ndaki Beşiktaş yenilgisi gibi bir maçla bitecekse kimse kusura bakmasın ama Euroleague’de yaşadıklarımızın da hiçbir anlamı yok benim için. Bir peri masalı yaşadık baya çoşkulu bir şekilde ve bitti artık, sıra gerçek hedef Beko Basketbol Ligi Şampiyonluğu’nda…

17 Ekim 2010 Pazar

Galatasaray Cafe Crown 71 - 53 Erdemirspor(Göksenin-Rochestie-Haluk)



Ligin ilk maçı...Dolu tribünler...Kenarda koç olarak gerçek bir basketbol adamı...

Bu şartlarda başladı maç.Ve savunma yapan bir Galatasaray olacak mesajı ilk periyottan verildi.Belli bir dönemde geriye düşülsede kazanırken zevk veren bir Galatasaray Cafe Crown izledik bugün.Fark 17 sayıya çıktıktan sonra biraz düşüş yaşansa da maçın tamamında çok istekli bir savunma izlemek çok olumluydu.

Bu maç bu seneki takım kimliğininde nasıl olacağının göstergelerini verdi adeta.Savunmada çok istekli olacağımız,Taylor Rochestie'nin gününde olduğunda önemli bir üç sayı tehdidine sahip olacağımız,topu genelde içeriden oynamaya çalışacağımız bu maçla birlikte açık olarak ortaya çıktı.Hocanın Göksenin'e bolca şans vermesi de bu sene genç oyuncuların takıma gerçek anlamda katkı vereceğinin göstergesi idi.


Maç genel olarak olumlu geçti ama üç isim benim için çok özeldi.Göksenin harika bir oyun sergiledi ve gelecek için büyük umut verdi.Rochestie gerçek bir play-maker gibi savunma da çok gayretli oyununu önemli bir dış şut yüzdesi ile birlikte tamamlayarak 21 sayı kaydetti.Haluk rakibin oyunu kafa kafaya getirdiği maçın o kritik bölümlerinde çok önemli bir savunma katkısı sağladı ve bu takım için ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Bunlar ön plana çıkan oyunculardı.Ancak Luksa Andric bu iddialı kadroda daha iyi bir yabancı olamazmıydı dedirtti.Sezon boyunca onu bolca izleme şansımız olacak;ama Luksa özellikle dişli uzunları olan yabancılara karşı etki sağlamayacak gibi gözükmekte.Rancik ise en basit yaptıklarını yapamadı.Geçen seneki sistemde daha çok top alan Rancik ,bu sisteme tam anlamıyla ayak uyduramamış gibi.Umarım düzelir ve geçen sene hayran bırakan performansını tekrardan bizlere izlettirir.


Genel hatları ile güzel geçen maçta Evren'i tekrardan bu formayla izlemek,dolu tribünler görmek çok güzeldi.Maçın sonlarındaki küfürler ise o taraftara hiç yakışmadı.Futbolda yaşanan bir hadiseyi,basketbol salonuna çekmek sahadaki basketbolcuların emeğini de görmemek demek.Bundan sonra umarım böyle şeyler olmaz...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails