31 Ekim 2010 Pazar

Galatasaray Medical Park Mersin'e Gelir de Biz Gitmezmiyiz...



Bizim gibi Çukurova Bölgesi'nde oturan insanlar için hangi branş olursa olsun takımımızın Mersin-Adana-Tarsus deplasmanları çok özeldir.Hatta sezon başında fikstürler çekildiğinde hemen planlar yapılır,takımlarımızın ne zaman geleceği hesaplanır.Ve de sene başından takımlarımızın buralarda olacağı günler beklenir.İşte bugün de öyle bir gündü ve bayan basket takımımız Mersin'deydi.

Mersin'in geçen seneki yapısından uzak olması dolayısıyla maçın favorisiydik.Ama ne olursa olsun bu maç bizim için çok önemliydi.Çünkü ortada bir gerçek var ki Fenerbahçe'den şampiyonluk alınmak isteniyorsa;muhakkak sezon onların önünde tamamlanmalı.Böylelikle final serisinde saha avantajını yakalayabiliriz ve avantajı lehimize çevirebiliriz.Bunun içinde Fenerbahçe'nin geçen haftaki Panküp mağlubiyeti sonrası artık Galatasaray için bu türden deplasmanlar çok önemli bir hale geldi.


Maç öncesi durum böyleydi ve maça da taraftarımızın büyük desteği ile çok yüzdeli atarak başladık.Bu isabetli şut yüzdesi maçın ilk yarısının hemen hemen tamamına da yayıldı.Ancak bir o kadar da kötü savunma yaptık.Ancak bu çelişkiler altında olmamıza rağmen maçın ilk yarısını 10 sayı farkla 52-42 önde bitirdik.Maçın ikinci yarısı ise takım halinde kötü sinyaller verdiğimiz dakikalara sahne oldu.Özellikle üçüncü çeyrekte sadece 6 sayı atabildik ki Mersin eski gücünde olsa rahatlıkla bu periyotta maçı verebilirdik.Son periyot tekrardan toparlanan takımımız bir ara fark 5 sayıya düşmüşken toparlanmayı bildi;toplam 18 sayı attığımız bu periyotla maçı koparttı.


Maçın kısa özeti genel hatları ile böyleydi.Maçın özelinde ise değinilmesi gereken noktalar var...
-Işıl Alben ne yazık ki eski formundan çok uzak.Ve onu bu halde görmek gerçekten çok üzücü.
-Agustus maça çok iyi başlayıp,farkın açılmasını sağlayan isimken uzun süre dışarda kaldı.Dönüşünde ise Ceyhun Yıldızoğlu ile tartışma yaşadı ki,Ceyhun Hoca Agustus'un değerini galiba henüz kavrayamamış durumda.
-Gülşah Gümüşay çok iyi oynadı ve gelecek için umut verdi.Türk oyunculardan en önemli katkı ondan geldi.
-Fowles,Currie,Melisa çok iyi oynarken ;Petronyte basit hataları ile akıllarda soru işaretleri oluşturdu.Onu izlerken Luksa Andric'i izler gibiydik.Belki ikisi de ilerde çok iyi olacaklar;ancak Fenerbahçe her iki kulvarda rakibimiz ise ,onların uzunları ile bizim uzunlarımız bu kalteleri ile maalesef baş edemez.
-22 top kaybı,18 hücum ribauntına izin verdik ki;önemli rakiplere karşı bu istatistikler kaybettirir.
-Mersin Ultraslan maç boyunca hiç susmadı ve gereken desteği fazlasıyla verdi.Onları da ayrıyeten tebrik etmek gerekir.

Sonuç olarak taraftar,skor ve Galatasarayımızı Mersin'de görmek çok güzeldi.Bundan sonra takımımızın şampiyonluk yolunda yolu açık olsun...

30 Ekim 2010 Cumartesi

Aman Dikkat!


Arda'nın takıldığı insanları görünce aklımıza ilk gelen şeyler gece hayatı, eğlence vs. Bunları düşününce yeni yeni sakatlıktan kurtulan kaptanın kendisine dikkat etmesi gerek. Açıkçası Kıvanç Tatlıtuğ'un hiç güven vermeyen bir adam olduğunu düşününce Arda'ya aman dikkat diyoruz.

28 Ekim 2010 Perşembe

Sezonun En Krıtik Maçı(Galatasaray-Antalyaspor)


Bana kalırsa bu sezonun en önemli maçına çıkacak Galatasaray bu haftasonu.Bu maç ilerisi için hedef belirleme maçı olacak tam anlamıyla.Belki şimdi ligde her maç zor edebiyatı yapanlar olacak;ama kim istemezdi ki Beşiktaş'ın şu dört haftalık fikstürünün(Sivas-Kasımpaşa-Gençlerbirliği-Konya)Galatasaray'da olmasını?En azından bu hafta şu dört takımdan biri olsaydı ;sakatlıkların can sıktığı bu dönemde çok iyi olurdu.Hele de rakip Antalyaspor iken...

Derbide çıkan sonuç elbette ki çok önemliydi ;ama kabul da etmek gerekirse her şey yoluna girmedi henüz.Baros-Kewell-Arda büyük ihtimal ile yine olmayacak.Bu durumda da bu maça Fenerbahçe maçının onbirinin çıkması ve aynı sistemin bu maçta da uygulanması durumu var.Bu durumda da bu maçtaki orta saha ve hucüm hattı,Mustafa ,Cana,Elano,Barış,Misimovic ve Pino'dan oluşacak.Yani direnci düşük ve bu sene toplamda sadece iki gol atabilmiş bir orta saha-hucüm hattımız olacak.Hal böyleyken de Antalya'nın dirençli ama yeteneksiz orta sahası,sert oyuncuları ve futbol yapısı bizi çok zorlayabilir.İbb maçı öncesinde yazdığımı bugün yine tekrarlıyorum.Maçın kilidi maça çok hızlı başlamak ve maçı hemen kopartmaktır.Hatta Pino-Batdal ikilisi ile başlamak ve oyunu rakip sahaya yığmak da alternatif bir fikir olarak düşünülebilinir.

Seyircisi-futbolcusu-hocası bütünleşmiş Galatasaray ,bu maçı kopartacak güçte her şeye rağmen.Ancak Ömer-Sedat tarzı oyuncular maçı en başından sonuna kadar gerecektir,bunlara da dikkat etmek lazım.Necati ve Tita'nın da etkinliğini unutmamak lazım elbette.Sezonun bana kalırsa en önemli maçı bence bu maç,o yüzden FULL KONSANTRE-EKSTRA PERFORMANS şart...

26 Ekim 2010 Salı

Tsubasa Barcelona'da


80'lı yılların başında Japonya'da halkı futbola özendirmek için ilk olarak dergi serisi şeklinde Shonen Jump dergisinde yayınlanan "Capitan Tsubasa" televizyona aktarıldıktan sonra kısa süre içinde dünyanın yarısına ulaşmayı başardı.Seri dünyaca üne kavuştuktan sonra senaryoda oyuncuların yurt dışı deneyimleri de anlatılmaya başlanmıştı."Estadio Catalunya" kahramanımız Tsubasa'nın yurt dışı deneyimini anlatıyor.Forma renkleri ve Nou Camp'ın bire bir aynısı olan staddan bu takımın Barcelona olduğunu anlamak zor değil.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Hagi'nin Değneği


Maç öncesi hafta arasında,ben de dahil,hepimiz Hagi'ye kimsenin hayır diyemeyeceğini ancak Hagi'nin de takıma sihirli bir değnekle dokunmayacağından bahsetmiştik.Kaos içindeki bir takımı,özellikle de derbi öncesinde devralmak ancak ve ancak Galatasaray sevgisiyle açıklanabilirdi.Bir babanın ne olursa olsun evladından vazgeçemeyeşinin resmiydi bu.Dün gece de gördük ki Hagi'nin bir değneği varmış ve sihirli bir dokunuşla Saraçoğlu'ndan çıkmayı başardı.

Kaybetmiş olsaydık da söyleyecek fazla bir şeyim olmazdı heralde.10 yıldır süregelen bir psikoloji var ortada.Kadıköy'e çıktığında ayakları birbirine dolaşan oyuncularımız,bu sefer sanki maç seyircisizmiş gibi oynadılar.Yıllardır maça iyi başlasalarda Fenerbahçe'nin ilk şutunun gol olması,sağa sola ona buna çarparak kalemize giren goller bu psikolojinin bir türlü atılmamasının baş aktörüydü aslında.Zira dün akşam bile bu derbi şansı canımızı yakabilirdi.Servet'in vuruşunda Aykut'a çarpan top gol olsaydı,tüm bunları konuşmazdık belki de.


Son yıllarda Kadıköy'de oynanan derbilerde ağızlarından salyalar saçarak hakeme yüklenen FB taraftarı,taraftarlarına eşlik ederek oyuncularımıza dayak atan,hakemi sıkıştıran FB oyuncuları bir şekilde maçı kazandırıyordu takımlarına.Ancak Aykut'un sahada işini yapan,futbol düşünen adamlarla çalışmak istemesi FB'nin bu yapısını değiştiriyor.Bahsettiğim oyuncular Bilica,Baroni,Emre,Lugano,Volkan,Selçuk.Fenerbahçe'nin bu sene henüz derbi kazanamamış olması da burdan kaynaklanıyor zaten.Bütün bunlara karşılık Hagi dün akşam FB'nin yapması gerekeni yaptı ve oyunu gizliden gizliye sert oynatarak yıldırdı rakibi.Hep dayak yiyen,oyundan düşen GS olurken FB bunun ekmeğini yiyordu.BU sefer özellikle ilk yarıda işler değişti.Eksiklerimiz olmasaydı neler olurdu kim bilir.

İşte bütün bunlar Galatasaray'ın çoktan yapması gereken şeylerdi.Hagi'nin kısa vadede büyü yapamayacağı zaten bir gerçek ancak derbide takıma dokundurduğu sihirli değnekten başka bir şey değildir.Teşekkürler Gica!

24 Ekim 2010 Pazar

Futbolcular Bu Notumu Okuyacak Farz Ederek...


Öyle uzun uzadıya mektup tarzı bir şey değil benimki.Uzun detaylar yok,abartma yok,kafa yorucu şeyler yok.Tamamen içimdekiler bunlar.Sadece futbolcular bu notumu maçtan önce okur farz ederek yazıyorum...

Türkiye'nin En Büyük Kulübünün Büyük Oyuncuları

Çok ama çok zor günlerden geçiyoruz bugünlerde.Yönetim ,taraftar ve en çok da sizler eleştiriliyorsunuz herkes tarafından.Ama sizde biliyorsunuz ki Galatasaraylılık ruhu tarihte bir çok olmazı olur yapmıştır.10 senedir şansızlıklarla dolu maçlar sonucu galip gelemediğimiz şu stada çıkın ve Galatasaraylılık nasıl bir duygudur herkese gösterin.Ben ve milyonlarca Galatasaraylının yüreği sizlerle.Allah yolunuzu açık etsin...

21 Ekim 2010 Perşembe

Hagi...?



Kim gelirse gelsin inanılmaz saçma eylemlerin olduğu bir dönem yaşıyorduk.Hakan-Terim-Karaman hatta ve hatta Daum isimleri geçti teknik direktörlük için.Ve sonunda futbolculuğuna aşık olduğumuz adam tekrardan hocamız oldu.

Altını kalın olarak çiziyorum ve tekrardan diyorum.Futbolculuğuna aşık olduğumuz adam Hagi...

Keşke işin teknik direktörlük boyutunda önemli şeylere imza atmış olsaydı.Bizde olduğu zamanları bıraktım;Bursa zamanında hatta Romanya'daki kariyerinde kayda değer bir şeyler olsaydı.Ama olmadı böyle bir durum hiç.

Şimdi bu durum beni endişendiriyor mu peki?Ona da hayır.Çünkü bakıyorum ki Adnan Polat ve yanaşması Adnan Sezgin hala görevdeler.Ama şuna da içerliyorum içten içe.Tugay'a bari el sürmeselerdi diyorum kendi kendime.

Yani sıkıntı hali devam ediyor.Gelecek karanlık ,hafta sonu ondan karanlık.Yüzü önünde Hagi ve Tugay görmek,yine sevinen karşı tarafın taraftarının laflarına maruz kalmak...

Hagi hoşgeldin ama off ,off,off...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails