7 Mayıs 2011 Cumartesi

Düş Artık Yakamızdan Servet!


İki gün önceki idmanda birbirlerine sert giren Servet ve Cem Sultan arasında, sertlik yarı kavgaya dönüşerek alevlenmiş; idman sonrasında Cem Sultan özür dilemek için Servet'in yanına gittiğinde ise Servet'ten tokat yemişti.Bu konuyla ilgili yazmadan önce değinmek istediğim başka noktalar var.

Bu sezon takımın geldiği noktanın en büyük sorumlusu elbette futbolculardır.Daha doğrusu ellerine verilen (nasıl verildiyse artık) lisanslarından dolayı futbolcu olarak nitelendirmek zorunda kaldığımız; zerre karaktere sahip olmayan, taşıdıkları formanın asaletini bir türlü kavrayamayan bir güruhtan bahsediyorum.Sahada takım arkadaşına küfür etmek, maç sonu hocanın arkasından konuşmak, gol atıp taraftara el-kol yapmak, yenilgiler sonra lakayıtlıkta sınır tanımamak, takım arkadaşı diğer takım oyuncuları tarafından itilip kakılırken olaylara seyirci kalmak... Bütün bunları ömrüm boyunca aynı sezon içerisinde Galatasaray'da görmemiştim.Hatta 2 tanesini bile aynı sezonda görmemiştim.

Yukarıda yazdıklarımı Servet ve Cem Sultan olayından yola çıkarak yazmış olmam, söylediklerimin sadece Servet'e olduğu kanaatini uyandırmasın.Galatasaray'da Servet ve muadillerini (Barış, Mustafa Sarp, Gökhan Zan) görmek istemiyoruz.Sezon öncesi ve sezon içinde yazdığımız her maç analizi yazısında genç oyuncuların oynatılmasını, onlara şans verilmesi gerektiğini ve hatta genç takımla oynarsak zaten bu takım kadar olacağını anlata anlata bitirememiştik.Şimdi ise Servet şerefsizi çıkıyor, önümüzdeki yıllar için belki de en büyük potansiyele sahip oyuncularımızdan Cem Sultan'ı resmen dövüyor.Bu konuda söylenmesi gerek ne varsa, Cem Sultan hepsini twitter hesabından söylemiş zaten.Cem Sultan'ın yazdıklarını biz de yıl içerisinde defalarca söylemiştik.Sağolsun Cem Sultan,kendimizi yineletmedi bizlere.

İşte Cem Sultan'ın twitter hesabında yazdıkları;


Ve antrenmanda başlayan olaylar;






Video ve Fotoğraf: FCN Blog, Kolektifutbol, Medyaspor

19 Nisan 2011 Salı

Arda Turan ve Forma Üzerine


Galatasaray'ın kaptanı olarak Arda Turan'ın ne kadar doğru veya yanlış bir seçim olduğu konusunda fikir belirtmek istemiyorum. Bu konuda gerekenleri söyledim zaten evvelce. Arda Turan'la ilgili 2 yıldır basında çıkan haberler zaten Galatasaray'ın da şu an içinde bulunduğu çıkmazın özetinden başka bir şey değil. Hem yönetim hem futbolcular saha içinden başka her yerde görünmeye, saha içi veya soyunma odasından başka her yere yatırım yapmaya başladıklarından beri Galatasaray'ın hali ortada. Bu dönem zaten Arda'nın kaptan ilan edilmesine tekabül ediyor. Kaldı ki bu bile tamamen basına oynamanın bir göstergesiydi. Arda'nın bunu kaldırıp kaldıramayacağı konusunda kimsenin bir fikri olduğunu sanmıyorum.

Forma ve küfür olayı ise neredeyse tüm Galatasaray taraftarlarının katıldığı bir fikir olmuştur. Hatta abartmadan söyleyebilirim ki taraftarların %99'u formayı gördüğünde "Bu ne a.k yaaaa" tepkisinin aynısını vermiştir. Forma konusunda Arda'nın söylediklerine katılmamak elde değil. Arda'nın ertesi gün maçı olmasına rağmen gecenin bir yarısı telefona bağlatılması da ayrı bir trajedidir Galatasaray adına. O bağlantıda söylediği çok önemli bir söz var;

"Hepimiz tv karşısında ropörtaj verirken başka dille, kendi aramızda konuşurken başka dille konuşuruz, bu böyledir. Siz orada tv programından sonra bu şekilde mi konuşuyorsunuz?"

Türkiye'nin son yıllarda çıkardığı en büyük yetenek olarak gösterilen bir futbolcunun devletin kanalında hiç edilmeye çalışılmasına karşı Galatasaray yönetimin günlerce sessiz kalması da her şeyin ne kadar pisliğin içinde olduğunun en büyük kanıtı.

Son olarak Arda'nın bugüne kadar hakkında çıkan spekülasyonlara tv'ye çıkıp karşılık vermek yerine dün gece yaptığı gibi sahada karşılık vermesi gerekirdi. Ne zaman hakkında bir şey çıksa ona buna veya taraftara küsüp performansını düşürürsen, bitersin. Eğer Avrupa'ya da gideceksen bunu öğrenmen lazım Arda. Umuyoruz ki Arda bunu alışkanlık haline getirsin. O zaman gitsen de arkandayız sipsi.

7 Nisan 2011 Perşembe

Nerde Kalmıştık?


Blogger.com'a erişimin engellenmesi,yoğun geçen bir iş süreci ve bu süreç içerisinde Galatasaray'da olan biteni sürekli geriden takip etmiş olmam gibi sebeplerden dolayı blogu uzun süredir boş bırakmıştım.Hatta sağolsunlar takip eden arkadaşlarımızdan gerek twitter,gerek gmail üzerinden "Artık yazmayacak mısınız?" şeklinde sorular aldık.Bloga atılan son post'un 2 şubatta olduğunu düşünürsek,ben de son post'u 2 şubatta yazılmış ve 2 aydır semtine uğranmamış olan bir blog için böyle düşünebilirdim.Lakin eskisi gibi sık olmasa da,haftada bir yazı yazmaya özen göstereceğimi söylemem gerek.Mayıs ayının ortasında Erdem kardeşimin askerliğini tamamlayıp aramıza dönmesinden sonra zaten daha sık yazılara rastlayacaksınız.

Esasında bütün bunların sebepleri altında Galatasaray'ın içinde bulunduğu durum yatıyor.Biz artık Galatasaray'la ilgili söyleyeceklerimizi sonuna kadar ve defalarca söyledik.Yapılan yanlışlar stabildi ve bunu herkes görebiliyordu.Nitekim bunları kelime oyunlarıyla farklı şekillerde temcit pilavı gibi insanların önüne sürmek de bizim yapacağımız bir şey değil.Kısacası,bloga yaz(a)mamamızın sebebi olarak yazının başında söylediklerimin yanında bu şartlar da olayın tuzu,biberi,çeşnisi oldu diyebilirim.Önümüzdeki sezon konusunda ne olur bilmem ama ne olması gerektiği konusunda çok şey söyledik zaten.Merak edenler eski post'lara göz atabilir.

21 Ocak 2011 Cuma

"Beni Taraftar Çağırdı"

Bugün çıkıp "Beni GS taraftarı göreve çağırdı diye geldim" dedin.O zaman şunu bil ki yine aynı taraftar seni istemiyor.Peki neden hala o koltuktasın? Stadda yapılan o protestolar futbolculara mı sanıyorsun? "TOKİ başkanı benden özür diledi" yalanına kimse inanmamıştır heralde.TOKİ başkanından önce sen çıkıp taraftarından özür dileyeceğin yerde "uykusuzdum,yorgundum,ağzımdan kaçtı,yan yattı ,çamura battı vs" çevir kazı yanmasın yapıyorsan,sen nasıl istifa bekliyorsan biz de senden istifa bekliyoruz... Unutma ki seni taraftar getirdi,taraftar götürür...

Yarın Ola Hayrola...

TT arena açılışındaki protestolar,sonrasında yaşanan taraftar - yönetim krizi,Yekta ve Stancu transferleri ve son olarak bu akşam Mehmet Helvacı'nın açıklamaları derken Galatasaray son günlerin en çok konuşulan konusu olmaya devam ediyor.

Stancu'nun alınması bana Hagi'nin önümüzdeki sezon da takımın başında olacağı konusunda bir ipucu gibi geldi bana.Stancu,Baros'un yokluğunda iş yapar mı bilinmez ama Hagi faktörü ve romen futbolcuların Türkiye'de uyum sorunu yaşamamaları Stancu konusunda bir artı gibi görünüyor.Stancu'nun performansını izleyip göreceğiz.Yekta ise yetenekli ve güçlü bir oyuncu olarak orta saha-hücum dengesini kurmak adına faydalı olabilir.Ancak büyük takım psikolojisinin altında kalacağı ve tam randıman veremeyeceğini düşünüyorum.Bir de Volkan Şen söylentileri var ki akşam akşam canımı sıktı,bu konuda bir şey söylemeye gerek yok.Zira aklı başında bir Galatasaraylı Volkan Şen'i istemez.

Akşam saatlerinde Mehmet Helvacı'nın yaptığı açıklamalar da gündemi yine bir anda değiştirdi.Helvacı'nın açıklamaları Polat yönetiminden birinden beklenmeyecek cinste oldu biraz.Polat ve yönetimi daha önce hiçbir şekilde istifaya gitmeyeceklerini ve seçimin söz konusu olmadığını düşünüyorlardı.Helvacı'nın bugün çıkıp "Geldiğimiz noktada çok iyi işler yaptık ama artık GS camiasına zarar vermeye başladık.Galatasaray,taraftarıyla yönetimiyle bölünmeye gidiyor.Çözümün genel kurulda olduğunu düşünüyorum ve bu konuda başkana bir öneride bulundum.24 saat düşündükten sonra cevap vereceğini söyledi" demesi Galatasaray için atılmış büyük bir adımdır.Bu yönetimin derhal istifa etmesi gerekiyor.Nitekim stad açılışında taraftarını satan,stad inşaatında hayatını kaybeden,stadın temelini atan merhum başkanımız Özhan Canaydın'ın adını bile anmayan bu yönetim Galatasaray'ın büyüklüğü altında ezilmiştir.Bugün Türkiye'nin herhangi bir mevkisindeki hiç kimse çıkıp Galatasaraybir takımı küçük düşüremez.

Göreve geldikleri günden bu yana izlenen günlük politikalarla sportif anlamda da hiçbir başarısı olmayan bu yönetime kimsenin tahammülü kalmamıştır.Yarın Adnan Polat ne karar verir bilinmez ama bu yönetimin değişmesi Galatasaray ve Türk futbolu adına olumlu biradım olacaktır.

16 Ocak 2011 Pazar

Umut ?

Belki de biz,GS'ye gönül verenler olarak çok iyimseriz,çok romantiğiz.Göreve geldiğinden beri sportif anlamda bir getirisi olmayan bir başkanın ve yaverinin harcadığı takımdan hala medet ummaktayız.Aman düzelecek,iyi yoldayız,takviyeler gelecek vs vs vs...

Hep bir umut bekliyoruz nedense... Galatasaray'ın olduğu yerde umut vardı ya hani bir ara... Evet hala öyle ama Adnanların olduğu yerde hiçbir şey yok... Sırf protesto etmesinler diye taraftarlara bilet satmayan,davetiyeleri de belli kurum ve kuruluşların yönetim kademelerine dağıtan bu adam,o gelenlerin kuzu gibi oturup Galatasaray'a yapılan hakaretleri dinleyeceğini sanıyordu."Galatasaray'ın kiracı olarak bile sorumluluk taşıyamayacak vaziyette olması" gibi bir cümleden sonra gelen tepkiler gayet normaldir.Takıma böyle hakaret edilirken başkanın çıkıp "protestocular cezalandırılacak" diyerek taraftarını satması zaten bildiğimiz karakterini ayyuka çıkardı.

Ayrıca herkes şunu bilmeli ki herkesin herkesi protesto etme hakkı vardır.Ve Adnan efendi,sen bu takımda olduğun sürece protesto edileceksin!

DİPNOT: Stada gelince,ben -belki bu olanlardan,bu omurgasız yönetimden dolayı- stada hiç ısınamadım...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails